Global İlişkiler Forumu’nun 10 Şubat 2026 tarihinde İstanbul’da düzenlediği çalıştayda, AB’nin Mercosur ve Hindistan başta olmak üzere üçüncü ülkelerle hız kazanan ticaret anlaşmaları ile yerel üretimi önceleyen “Made in EU” yaklaşımı ve “Industrial Accelerator Act” çerçevesindeki politikalarının, Türkiye-AB ekonomik entegrasyonu üzerindeki etkileri ele alındı. Çalıştayda Gümrük Birliği kaynaklı asimetriler, ortaklık hukukunun korunması ve mütekabiliyet ilkesi çerçevesinde alınabilecek önlemler de değerlendirildi. Çalıştay sonucunda hazırlanan raporda, Gümrük Birliği’nin ön koşulsuz güncellenmesi ve mevcut küresel gelişmeler ve jeopolitik durum çerçevesinde Türkiye-AB ilişkilerinin stratejik bir vizyonla yeniden ele alınmasına yönelik politika önerileri kamuoyuyla paylaşıldı.
İstanbul, 10 Şubat 2026 — Küresel sistemin jeopolitik kırılmalarla yeniden şekillendiği;
yatırım, ticaret, sanayi ve bağlantısallık politikalarının giderek stratejik araçlara ve siyasi
enstrümanlara dönüştüğü bir dönemde, Avrupa Birliği’nin Mercosur ülkeleriyle imzaladığı
Serbest Ticaret Anlaşması ve Hindistan ile yürüttüğü STA süreci başta olmak üzere üçüncü
ülkelerle hız kazanan yeni nesil ticaret ve yatırım anlaşmaları ile yerel üretimi önceleyen “Made
in EU” yaklaşımı ve Industrial Accelerator Act dikkat çekmektedir. Türkiye’nin AB ile Gümrük
Birliği temelinde yüksek düzeyde ekonomik entegrasyonu ve mevcut yapısal asimetriler dikkate
alındığında, söz konusu gelişmelerin Türkiye ekonomisi, sanayi entegrasyonu, uluslararası
rekabet gücü ve dış ticaret dengeleri üzerindeki etkilerinin bütüncül bir yaklaşımla
değerlendirilmesi gereği ortaya çıkmıştır.
Bu kapsamda Global İlişkiler Forumu (GİF), GİF Ofisi’nde “Avrupa Birliği’nin (AB) Yatırım,
Ticaret ve Ekonomi Alanlarındaki Son Anlaşmaları Çerçevesinde Türkiye-AB İlişkilerinde
Yeni Arayışlar” başlıklı bir çalıştay düzenlemiştir. GİF’in AB Çalışma Grubu
koordinasyonunda gerçekleştirilen toplantıya; GİF üyesi iş dünyası ve özel sektör temsilcileri,
AB alanında çalışan akademisyenler, sivil toplum temsilcileri ile otomotiv, tekstil, imalat sanayi
ve hizmetler sektörlerinden uzmanlar katılmıştır. Çalıştayda, Türkiye-AB ekonomik
entegrasyonunun mevcut durumu, son dönem gelişmeleri çerçevesinde ortaya çıkan risk alanları
ve politika seçenekleri kapsamlı biçimde ele alınmıştır. GİF’in “Katılım Müzakerelerinin 20.
Yılında Türkiye-Avrupa Birliği İlişkilerini Yeniden Canlandırmak: Yeni Bir Yol Haritası”
başlıklı önceki özel raporunda ortaya konulan tespit ve değerlendirmeler mevcut gelişmeler
ışığında geçerliliğini korumaktadır.
Türkiye-AB İlişkilerinde Mevcut Tablo
Çalıştayda yapılan değerlendirmelerde, Türkiye-AB ilişkilerinin mevcut seyrinin sürdürülebilir
olmadığı vurgulanmıştır. Katılım müzakerelerinin fiilen durmuş olması, Gümrük Birliği’nin
güncellenmesinde ilerleme sağlanamaması ve üst düzey siyasi diyalogun sınırlı kalması,
ekonomik entegrasyonun kurumsal derinliğini ve Türkiye’nin AB perspektifini zayıflatmaktadır.
Katılımcılar, stratejik öneme sahip başlıklarda karşılıklı siyasi iradenin güçlendirilmesinin
gerekliliğine dikkat çekmiş; sonuç üretmeyen mevcut ilişki çerçevesinin ortaklık ruhunu
aşındırdığı değerlendirmesinde bulunmuştur. Diğer yandan, Önceki GİF raporlarında da
vurgulandığı üzere, Kıbrıs gibi siyasi engellerin dahi diplomatik yollarla çözülebileceği
değerlendirilmektedir.
AB’nin Yeni Ticaret ve Sanayi Politikalarının Türkiye’ye
Yansımaları
AB’nin üçüncü ülkelerle imzaladığı yeni nesil ticaret ve yatırım anlaşmaları ile sanayi
politikasını güçlendiren ve yerel üretimi önceleyen düzenlemeleri, çalıştayın temel tartışma
başlıkları arasında yer almıştır. Özellikle Gümrük Birliği çerçevesinde Türkiye’nin AB’nin ortak
ticaret politikasına uyum yükümlülüğü ile üçüncü ülkelerin Türkiye ile paralel anlaşma yapma
konusundaki isteksizliği arasında oluşan asimetri, yapısal bir kırılganlık alanı olarak
değerlendirilmiştir.
Otomotiv, tekstil ve hizmetler sektörlerinden temsilciler; değer zincirleri, yatırım kararları ve
rekabet gücü üzerindeki olası etkileri somut örneklerle ortaya koymuş, Türkiye’nin AB pazarına
fiili erişimini ve sınai entegrasyonunu zayıflatabilecek uygulamalardan kaçınılmasının önemine
dikkat çekmiştir.
Ortaklık Hukuku ve Kurumsal Çerçeve
Çalıştayda, Türkiye-AB ilişkilerinin yalnızca siyasi tercihlere değil; 1963 Ankara Anlaşması,
1970 Katma Protokol ve Gümrük Birliği temelinde tesis edilmiş bağlayıcı bir ortaklık
hukukuna dayandığı vurgulanmıştır. Bu çerçevede mütekabiliyet, kazanılmış haklar ve ahde
vefa (pacta sunt servanda) ilkesinin gözetilmesinin, ilişkilerin öngörülebilirliği ve karşılıklı
güven açısından temel bir gereklilik olduğu ifade edilmiştir.
AB’nin ticaret ve sanayi politikası araçlarını uygularken mevcut ortaklık hukukunu ve kurumsal
çerçeveyi dikkate almasının, ekonomik entegrasyonun sürdürülebilirliği bakımından elzem
olduğu belirtilmiştir.
Gümrük Birliği’nin Güncellenmesi: Stratejik Bir Gereklilik
Çalıştayda, Gümrük Birliği’nin güncellenmesinin artık teknik bir başlık olmanın ötesinde;
ekonomik güvenlik, değer zincirleri ve stratejik konumlanma bağlamında ele alınması gereken
bir mesele haline geldiği değerlendirilmiştir.
Hizmetler, dijital ticaret, yeşil dönüşüm ve tedarik zinciri dayanıklılığı gibi alanları kapsayacak
şekilde modernizasyon sürecinin ön koşulsuz biçimde başlatılması gerektiği ifade edilmiştir.
Türkiye’nin AB’nin beşinci büyük ticaret ortağı olduğu; karşılıklı yatırım ve ticaretin her iki
taraf için de gelir, istihdam ve stratejik derinlik ürettiği vurgulanmıştır. Mevcut durağanlığın ise
taraflar açısından artan ekonomik, ticari, sınai ve neticede, jeopolitik maliyetler doğurduğu
belirtilmiştir.
Çalıştay Sonuç Belgesi
Çalıştayda yapılan değerlendirmeler ışığında hazırlanan tartışma belgesinde, mevcut küresel
konjonktürde Türkiye-AB ekonomik entegrasyonunun karşı karşıya olduğu yapısal riskler analiz
edilmekte ve hukuki zemine dayalı, karşılıklı güveni esas alan politika önerileri sunulmaktadır.
Belgede, Türkiye-AB ilişkilerinin ekonomik güvenlik, sanayi entegrasyonu ve stratejik
konumlanma boyutlarıyla yeniden ele alınması gerektiği; Gümrük Birliği modernizasyonunun
gecikmeksizin gündeme alınmasının her iki tarafın da menfaatine olduğu ifade edilmektedir.
Ayrıca Türkiye’nin reform sürecini güçlendirmesinin uluslararası düzlemde müzakere
kapasitesini artıracağına dikkat çekilmektedir.
Çalıştay sonuç raporunda ifade edildiği gibi, Türkiye-AB ilişkilerinin karşılıklı saygı, güvene
dayalı, hukuki çerçeveye sadık ve stratejik vizyon içeren bir yaklaşımla yeniden
canlandırılmasının sadece rasyonel değil, mevcut küresel kırılmalar ışında bir gerekliliktir.
📄Çalıştay Sonuç Belgesi: https://www.gif.org.tr/files/gif-calistay-notu-turkiye-avrupa-birligi-iliskilerinde-yeni-arayislar.pdf
📘GİF Özel Raporu – “Katılım Müzakerelerinin 20. Yılında Türkiye-Avrupa Birliğiİlişkilerini Yeniden Canlandırmak: Yeni Bir Yol Haritası” https://www.gif.org.tr/files/gif-ab-turkiye-ozel-raporu.pdf