Basın
ABD ile Hassas Ortaklık

Basın

ABD ile Hassas Ortaklık

Milliyet - Sami Kohen
17.12.2011

Global İlişkiler Forumu (GIF) siyaset, diplomasi, bilim, sanat ve iş çevrelerinin önde gelen isimlerinin oluşturduğu Türkiye’nin en saygın düşünce kuruluşlarından biridir.

GIF çatısı altındaki ABD Çalışma Grubu bir yıldan fazla süren incelemelerden sonra yayınladığı “Yeni Bir Yüzyılın Eşiğinde Türkiye-ABD Ortaklığı” başlıklı raporunu dün basına açıkladı.

Türkçe ve İngilizce 77 sayfalık bir kitapçık olarak yayınlanan bu kapsamlı rapor, Türk-Amerikan ilişkilerini hem tarihi perspektiften, hem de güncel meselelerin ışığında değerlendiriyor.

Son dönemde iki ülkeyi birleştiren ve ayrıştıran konuları ve iki tarafın karşılıklı algılarını irdeleyen rapor, son bölümünde de bu ilişkilerin daha sağlam bir zemine oturması için Ankara’nın ve Washington’un neler yapması gerektiği konusunda bir dizi öneri ve tavsiyede bulunuyor.

Bu şekli ile rapor, özellikle hükümet yetkililerinin ve kanaat önderlerinin yararlanacağı bir el kitabı niteliğini taşıyor.

GIF’in sıkı ilişkiler içinde bulunduğu ABD’nin prestijli düşünce kuruluşu “Dış İlişkiler Konseyi” (Council on Foreign Relations) Amerikan perspektifinden benzer bir rapor hazırlığı içinde. Eski Dışişleri Bakanı Albright’ın başında bulunduğu Çalışma Grubu’nun kendi raporunu yaz başlarında yayınlaması bekleniyor.

Hem dost, hem düşman!

Türk-Amerikan ilişkileri son yarım yüzyılda inişli çıkışlı bir seyir izlemiştir. Halen “model ortaklık” diye nitelenen ikili ilişkiler, en iyi dönemlerinden birini yaşıyor. Başbakan Erdoğan, Başkan Obama ile telefonla sık sık görüşüyor. Dışişleri Bakanları sürekli temastalar, Başkan Yardımcısı Biden’den sonra şimdi Savunma Bakanı Panetta da Türkiye’de... Hükümetler arasında özellikle bölgesel gelişmeler üzerinde yoğun istişareler yapılıyor ve geniş ölçüde görüş birliği sağlanıyor.

Ancak bu yakınlığa ve işbirliğine rağmen, ilişkilere gölge düşüren sorunlar da mevcut. Bunlardan biri, “algılama sorunu” veya daha açık bir deyişle, Türk kamuoyundaki Amerikan karşıtlığı; ABD tarafında da kamuoyundaki bilgisizlik veya önyargılar... Diğer sorun ise, raporda belirtildiği gibi, ikili ilişkilerden değil “üçüncü tarafların” meselelerinden kaynaklanan (Kıbrıs, Ermeni, Ortadoğu sorunları gibi) problemlerdir.

Raporda da hatırlatıldığı üzere, yapılan bütün kamuoyu araştırmaları Türkiye’de ABD karşıtlığının diğer bütün ülkelerden (Araplar dahil) daha fazla olduğunu gösteriyor.

Hükümetler ve kurumlar arasındaki ilişkilerin bu kadar dostane olduğu bir dönemde dahi, halk arasında anti-Amerikanizm’in bu ölçüde yaygın olması gerçekten çok ilginç.

Rapor bu durumun düzelmesi için daha aktif bir kamu diplomasisi ve kamuoyunu bilgilendirme kampanyası gibi yöntemlere başvurulmasını öneriyor...

Cesur öneriler

Türkiye ile ABD arasında son zamanlarda özellikle bölgesel konularda sıkı işbirliği kurulduğu, ilişkilerin ekonomik ve kültürel alanlara yayılması için çabalar harcandığı halde, “üçüncü tarafların sorunları” zaman zaman bu ilişkilere gölge düşürüyor. Özellikle Kongre’de bu sorunların istismar edilmesi Türkiye’de öfkeye ve sert tepkilere yol açıyor.

Raporun belki de en çarpıcı tarafı, Türk yetkililerine örneğin “Rum Ruhban Okulu”ndan “Ermenistan’la imzalanan protokoller”e ve “Kıbrıs’ta limanların açılması”na kadar müzminleşen problemleri yeni bir anlayışla çözmeye çalışma çağrısında bulunmasıdır.

Rapor bunun için siyasi kararlılık ve cesaret tavsiye ediyor.

Rapordaki bu tavsiyeleri de GIF’in cesur bir girişimi olarak niteleyebiliriz...