Basın
Türkiye’nin 2015 G-20 Başkanlığı için Sivil Toplumda Kollar Sıvandı

Basın

Türkiye’nin 2015 G-20 Başkanlığı için Sivil Toplumda Kollar Sıvandı

Milliyet - Meral Tamer
25.12.2013

G-20, dünya ekonomisinin %90’ını, ticaretin %80’ini ve dünya nüfusunun % 66’sını temsil eden en büyük uluslararası platform. Küresel ekonomide 10 yıl arayla yaşanan 2 ciddi kriz sırasında, 2 aşamalı olarak hayata geçti.

90’lı yılların sonunda Asya’nın yükselen ekonomilerinde başlayıp tüm dünyaya yayılan finansal kriz sırasında, dönemin G-7 Finans Bakanları ve Merkez Bankası Başkanları, G-7 dışındaki büyük ekonomilerle de diyalog kurmanın zorunlu hale geldiğinden yola çıkarak bu oluşumu başlatmışlardı.

2008’de bu kez kalkınmış ekonomileri sallayan finansal çöküş ve buradan dünyaya yayılan küresel krizle, G-20 ilk kez kasım 2008’de Washington’da toplanan Liderler Zirvesi ile bugünkü formatına kavuştu.

Neler yapabiliriz?

O tarihten beri her yıl farklı bir ülke G-20’ye başkanlık yapıyor. 2014 başında Avustralya, başkanlığı Rusya’dan devralacak; 2015 başında da Türkiye’ye devredecek.

2 yıl sonra ev sahipliği yapacağımız G-20 Zirvesi’nden gerek Türkiye, gerekse dünya için en verimli sonuçların alınabilmesi için neler yapabiliriz? Yolsuzlukların, rüşvetin ve bedduaların havada uçuştuğu bir ortamda AKP hükümeti için böyle bir soru, abesle iştigal olabilir; ama neyse ki farklı düşünenler de var.

Sivil toplum çalışıyor

Global İlişkiler Forumu GİF’in Başkan Yardımcısı Memduh Karakullukçu’dan gelen davet üzerine GİF üyelerinin yanı sıra akademisyenler, düşünce kuruluşlarının temsilcileri, emekli büyükelçiler ve işadamlarıyla biraraya gelerek bu sorunun yanıtını aradık. Önce Avustralya’nın Ankara Büyükelçisi Ian Biggs’den, 2014 başkanlık dönemi için kurdukları yapıları ve gündem önceliklerini dinledik. Biliyorsunuz Türkiye, bu ay başında G-20’nin temel yönlendirme mekanizması olan Troyka’ya (3’lü yapı) dahil oldu. Bu dönemde Türkiye’nin, küresel yönetişim gündemini daha yakından izlemesi ve gündeme içerikli katkı yapması gerektiğine işaret eden Karakullukçu diyor ki:

Gayrı resmi gündem

“Süreçlerin başarılı olması için kamunun ötesinde çok yönlü entelektüel çaba ve çok kanaldan uluslararası bağlantıların kullanılmasına ihtiyaç var. Bu nedenle Türkiye’nin başkanlık edeceği G-20 Zirvesi için hükümet dışı sektörler olarak, resmi olmayan gündemi belirlemeliyiz. Entelektüel ve kurumsal sermayeleri katarak gayrı resmi gündemi iyi oluşturursak, pekâlâ resmi gündemi etkileyebiliriz.

Söz gelişi Avustralya liderliği gündemi daraltıyorsa, acaba biz de öyle mi yapmalıyız, yoksa genişlemeli miyiz? Hayat ve sorunlar kompartımanlara ayrılamaz; dolayısıyla vergilendirme, ticaret ve istihdamla ilgili gündemleri içiçe geçirebilir miyiz?

Herkes işsizlikten konuşuyor, ama kimse göçten konuşmak istemiyor... Küresel düşünmeye uzun yıllar uzanacak bir katkıda bulunabilir miyiz?”

B-20, T-20, C-20, L-20...

Ben bugüne kadar G-20’nin alt organizasyonu olarak sadece B-20’den haberdardım. Karakullukçu, TÜSİAD’ın temsil edildiği iş dünyasıyla ilgili B-20’nin yanı sıra TEPAV’ın katıldığı T-20 (Think-tank) ve sivil toplum için C-20, çalışma hayatı için L-20, gençlik için Y-20 organizasyonlarından bahsetti. Toplantıda üniversiteler için de A-20 oluşturulması önerildi.