Basın
Kaos Sonrası Türkiye’si İçin Öneriler

Basın

Kaos Sonrası Türkiye’si İçin Öneriler

Milliyet - Kadri Gürsel
13.04.2015
Sağlıklı ve yerleşik demokrasilerde iktidarlar seçimle gelir, seçimle giderler...

İş başına seçimle gelmiş bir iktidarın, bütün oyununu günün birinde seçimle gitmesini imkansızlaştırmak üzerine kurduğu bir ülkenin kaderi, sonunda yönetilemez olup kaosa sürüklenmektir.
İktidardan gitmeyi dışlayan bir oyun planı, genel seçim müessesesini ülkenin biriken meselelerine demokratik çözüm üretemez hale getirecektir. Tıkanıklık, krize ve kaosa yol açar.

Genel seçim sonuçlarını manipüle etmek için kanlı çatışmaların dahi provoke edilebildiği bu ülkede, yakın geleceği kaos senaryolarını dışlayarak düşünmek artık olanaksızlaşıyor.

Türkiye demokrasi ve laiklikten uzaklaştıkça, kriz ve kaoslar içinde bitip tükenen Ortadoğu’nun yangınlarına yakınlaşıyor; bu coğrafyadaki ateşin kendisini de yakma tehlikesine karşı daha savunmasız hale geliyor.

Bu Türkiye Ortadoğululaştıkça, Ortadoğu üzerinde olumlu rol oynama kapasitesini de kaybediyor.

Türkiye’nin dış politikası, süfli iç politikasının bir devamı durumuna indirgenmiştir. Bu iç politika yüzünden Türkiye demokrasi ve laiklikten uzaklaştıkça, dış politika da bizatihi ülkenin kendisine yönelmiş bir ulusal güvenlik tehdidine dönüşmektedir. Örnek; kangrenleşmiş Suriye politikası...

Dolayısıyla artık, kaosu doğuracak nedenleri izale eden yeni bir düzen hakkında düşünmenin vaktidir. Zaten her kaos sonunda bir düzene evrilir.
Bu konuda yapılmış değerli bir çalışmadan bahsetmek istiyorum.

Adı biraz uzun: “Değişen Küresel ve Bölgesel Güvenlik Koşullarında Türkiye: Bazı Tespit ve Öneriler”
Hazırlayan, “Global İlişkiler Forumu”, kısa adıyla GİF.

Seçkin akademisyen, hukukçu, iş insanı, sanatçı, emekli diplomat, bürokrat ve askerleri bir araya getiren GİF’in bu 77 sayfalık son derece titiz çalışması, 7 Nisan Salı günü bir grup gazetecinin de katıldığı bir toplantıda tartışıldı.

Bu yazıda, raporun “Türkiye’yi çevreleyen bölgede jeopolitik görünüm” başlıklı bölümündeki özlü ve esaslı önerilerden bahsedeceğim.
GİF, güncel siyasi tartışmaların bir tarafı olmak istemediği için raporun yazımında kadim Türk diplomasi geleneğinden süzülen dikkatli bir dil kullanmış...

Dolayısıyla, önerileri kendimce mealleriyle birlikte paylaşacağım.

GİF raporunda, “Türkiye, bölgesel sorunların çok yoğun yaşandığı bir coğrafyada her türlü istikrarsızlığın yarattığı tehdit ve riskleri göğüslemek durumundadır. (...) Kritik bir coğrafyada bulunan Türkiye’nin küreselleşmeyi dışlayan, içe dönük bir politika izlemesi olanaksızdır” deniyor...
Doğrudur; Türkiye bilime sırtını dönmek ve eğitimini dinselleştirmek yolu ile küresel anlamda rekabetçi bir insan kaynağı yaratamaz ve dünyadan kopar. Türkiye, İslamcılığı referans alan bir siyasi kültürü hakim kılmaya çalıştığı nispette içine kapanarak modern dünyadan uzaklaşacaktır.

Raporda, “Kurumsal meşruiyet ve hukukun üstünlüğü, demokratik ve çoğulcu bir bünye içinde ulusal dayanışmayı pekiştiren unsurlardır. Çalkantılı bir dönemden geçen bölgemizde, devletin işlevi ve bekası ile halkı nezdinde saygınlığını sürdürmesi önem taşımaktadır” denmiş.
Meali bence şu: Keyfi yönetim, dışlayıcılık, kayırmacılık, her türden usulsüzlük, sistemli anayasa ihlalleri ve hukuksuzluğun doğuracağı meşruiyet kaybı toplumu ayrıştırır ve halkın devlete yabancılaşmasına neden olur. Böyle bir ülke yönetilemez.
Rapordaki şu öneri kritik: “Türkiye, ulusal bütünlüğünü pekiştirdiği, evrensel demokratik normlara yaklaştığı ölçüde küresel ve bölgesel düzende önemli rol üstlenebilir”.

Mealen, “bölünmüş, kutuplaştırılmış ve demokrasiden uzaklaştırılmış bir Türkiye’nin ne kendisine ne de bölgeye bir faydası olur” deniliyor.
Raporda dış politika ile laiklik arasındaki olumlu ilişki şöyle kuruluyor:

“Dış politikanın pozitif çıkış stratejilerini belirlemek suretiyle, sürdürülebilir bir temele oturtulması ihtiyacı vardır. Dış politika uygulamalarının çağdaş değerlere, laik bir anlayışa ve uluslararası hukuka uygun olması, sivil gücün etkinliğini artıracaktır.”
Yorumlayalım: Dış politika tıkanmıştır, sürdürülemez haldedir. Terk edilen uluslararası hukuk, laiklik ve çağdaşlık zeminine geri dönülmelidir ki Türkiye diplomatik kapasitesini kullanabilsin.

Kısacası, hukuk, demokrasi ve laiklik...
Raporun üç kelimelik özeti.
Kaos sonrası Türkiye’si bu sacayağı üzerinde yükselecek.